Sohbetin tek adresi
16 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori sesli chat, sesli sohbet
Sohbetin tek adresi
Sohbetin ve eğelencenin tek adresi olan GVZsesli ye hoş geldiniz Yeni insanlarla dialog icerisinde olmak istemezmisiniz ? Yeni arkadaşlıklar kurmak istemezmisiniz yüzlerce insanla online bir şekilde bağlanti ve iletisim kurabiliceğiniz sitemiz içerisinde her bölgeden katilan yüzlerce kullanici ile tanışabilir ve arkadaşlıklar kurabilirsiniz hemde bedava bir şekilde ! Kendinize uygun sevgiliyi bulmak icin daha neyi bekliyorsunuz ?? Hemen sesli sohbet dalarımıza bağlanarak sohbetin tek adresi olan gvzsesli verdiği nimetlerden neden faydalanmiyoruz ki değilmi arkadaşlar ücretsiz eğlenceye ve yeni dostluklara merhaba demek için hemen odalarımıza bağlanin ve eğlenceyi tam gaz yaşayin iyi eğlenceler dileriz.
Anlayanlar için bir fıkra
Anlayanlar için bir fıkra
Bir Türk bir Kürt bir de Ermeni..
Vatan gazetesinde köşe yazıları yazan Zülfü Livaneli, bugünkü köşesinde gündemi ele alan bir fıkraya yer verdi..
Son yılların en sıcak yazını geçiren, cehennem sıcaklarıyla ve yüksek nemle boğuşan Türkiye bir yandan da siyasi kavgaların hararetini hissediyor. Kutuplaşma öyle bir noktaya gelmiş ki, birçok kişinin gözünü kan bürümüş. Ne yazık ki Türkiye bölge bölge, şehir şehir, mahalle mahalle üç kutba ayrılıyor. Geçen gün yazdığım birleştirici ve bir okurumun deyimiyle “şefkatli yazı”ya, bazı kesimlerden öyle tepkiler geldi ki şaşarsınız. Tepki bana değil, bu ülkenin bazı yurttaşlarının başka bazı yurttaşlarına yönelikti. Asarız, keseriz, vururuz tonunda mesajlar. İşin garibi iki taraf da aynı üslubu kullanıyor. Ben bu kişilere çadırın orta direği yıkılırsa hep birlikte altında kalacağımızı bir kez daha hatırlatıyor, “Allah akıl fikir versin” diyor ve bu pazar köşemi bir fıkraya ayırıyorum.
BİRİ TÜRK, BİRİ KÜRT, BİRİ ERMENİ
Üç arkadaş bir yaz günü gezmeye çıkmışlar. Üç kişiden biri Türk, biri Kürt, diğeri de Ermeni. Ermeni olan aynı zamanda papaz… Hava da çok sıcak… Bir süre sonra hararet basıyor, susuyorlar. Etrafta su falan yok ama bağların olgun zamanı. “İki salkım üzüm yiyelim” diyerek bir bağa giriyorlar. Bağın sahibi orada uyuyor ama bizimkiler onu fark edemiyorlar. “Daha sonra sahibini bulur kaç paraysa veririz” diyerek üzüm yemeye başlıyorlar.
Bu sırada bağın sahibi uyanıyor. Bakıyor ki üç kişi üzümünü yiyor. Fena bozuluyor ama üç kişiyle başa çıkamayacağını düşünerek, kıyafetinden Ermeni papaz olduğu anlaşılana dönüyor:
“Bak bu adam Türk, yesin malımı. Benim kanımdandır. Helali hoş olsun. Bu da Kürt’tür ama din kardeşimdir. Sen niye yiyorsun benim üzümümü?” diye soruyor. Bu laf, üzerlerine sorumluluk yüklenmeyen Türk ve Kürt’ün hoşuna gidiyor.
Adam, papazı bir güzel dövüyor, kıpırdayacak hal bırakmayarak yere uzatıyor. Bağ sahibi biraz sonra Kürt’e dönüyor.
“Müslümansın da niye sahipsiz bağa giriyorsun. Bu adam benim kanımdan yediyse afiyet olsun, çünkü o Türk’tür. Kardeşimdir” diyerek bir güzel onu da dövüp yere uzatıyor.
BİZ PAPAZI DÖVDÜRMEYECEKTİK
Türk ucuz kurtulduğuna seviniyorken adam bu sefer ona dönüyor: “Tamam, anladık Türk’sün, aynı kandanız, aynı dindeniz ama sahibi olmadan başkasının bağına girilir mi ulan?” diyerek Türk’e de vurmaya başlıyor. Türk yumrukla yere yuvarlanınca Kürt’e dönüyor ve şöyle fısıldıyor
Biz papazı dövdürmeyecektik.
bu fikraya yorum yazmak istermsiniz




